Gelişen Dünyamızdan Gelişen Dünyamızdan

Gelişen Dünyamızdan

Dünyamızdaki gelişmelere bakış..

Haber Akışı

2 Temmuz 2020 Perşembe

ÜLKEMİZDEKİ MÜZELER - 1

ÜLKEMİZDEKİ MÜZELER-1

Yaz aylarının gelmesi ile insanlar tatile çıkmak için hazırlıklarını yapıyorlar. Hazırlıklar yapılırken tatilde yapılacaklar da planlanır elbette. Kimi tatilci deniz kenarlarını tercih ederken kimisi de sıla-i rahim yapmayı tercih ederler. Çok az da olsa insanlar Müzeleri de gezmek isterler. Peki, ülkemizde görülmesi gereken müzeler var mıdır? Elbette vardır, ülkemizde hemen hemen her ilde mükemmel müzeler görülmesi gereken eserler mevcuttur. Şimdi ülkemizde gezilebilecek bazı müzeleri okumak isteyenler için araştırdık.

İSHAK PAŞA SARAYI

1-      ADANA ARKEOLOJİ MÜZESİ:

Ülkemizde bulunan en eski müzelerden birisidir Adana Arkeoloji Müzesi. Adana Arkeoloji Müzesinde Tarsus Gözlükule, Mersin Yumuktepe, Misis, Karatepe, Soğuksutepe, vb. höyük ve iskân yerlerinde yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen malzeme ve eserler sergilenmektedir. Bunların yanında bazı heykel, kitabe ve lahitler de bulunmaktadır. Adana Arkeoloji Müzesi 09:00 – 17:00 saatleri arasında ziyaretçilere açıktır. Pazartesi günleri ise kapalıdır. 

ADANA ARKEOLOJİ MÜZESİ
ADANA ARKEOLOJİ MÜZESİ

2-      AĞRI İSHAK PAŞA SARAYI

Ağrıda bulunan İshak paşa Sarayı yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşmaktadır. 
İSHAK PAŞA SARAYI
İSHAK PAŞA SARAYI

Ağrının Doğubayazıt ilçesinde bulunan İshak Paşa Sarayı muhteşem bir atmosfere sahip ve mükemmel bir tarih kokusuna salmaktadır içine girenlere. Kitabesinden anlaşıldığı üzere İshak Paşa Sarayı 1784 yılında Çıldıroğulları'ndan II. İshak Paşa döneminde yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin, Anadolu’da günümüze ulaşabilen tek saray yapısı olduğu bilinmektedir. Ülkemizin doğusuna yolu düşenlerin mutlaka görmesi gezmesi gereken bir müzedir İshak Paşa Sarayı.

3- 



      BURSA TÜRK İSLAM ESERLERİ MÜZESİ

Ülkemizin güzel şehirlerinden şehzadeler şehri Bursa’nın görülmesi gereken yerlerinden biri de Türk İslam Eserleri Müzesidir. Çeleni Sultan Mehmet’in 1419 yılında yaptırdığı bu tarihi türbe İslam Eserleri Müzesi Olarak günümüzde kullanılmakta ve ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Bursa Türk İslam Eserleri Müzesinde, maden, keramik, ahşap, işleme, silah, el yazması kitaplar, sikke, kitabeler ve mezar taşları ile etnografik malzemeler sergilenmektedir.



4-      SİNOP TARİHİ CEZAEVİ

SİNOP TARİHİ CEZAEVİ


Karadeniz deyince aklımıza yeşil alanlar, ormanlar doğal güzellikler gelir genelde ama ülkemizin en kuzey noktası olan Sinop’ta kayda değer bir müze vardır görülmesi gereken: Sinop Tarihi Cezaevi. Yaklaşık 4000 yıl öncesine dayanan Sinop Cezaevinin tarihi acılarla doludur. Üç tarafı denizlerle kaplı olan Sinop cezaevi bir hapishaneden çok bir zindan gibi kullanılmış ve zindana atılanların sonu hiç iyi olmamıştır. Görülmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum Sinop Cezaevinin.

 

            Ülkemizdeki diğer müzelerle ilgili de derlemeler yaparak sizlerle paylaşacağım. Araştırılmasını istediğiniz müzeleri yorumlarda belirtebilirsiniz. İstediğiniz müzeleri araştırıp sizlerle ve tarih meraklıları ile paylaşabiliriz.

Gürcistan Batum'a nasıl gidilir?


6 Mayıs 2020 Çarşamba

HAVA KİRLİLİĞİNE SEBEP OLAN KÜKÜRT OKSİTLER


Kükürt Oksitler (SOx)

Kükürt oksit emisyonları, yakıtlarda bulunan kükürtten kaynaklanmaktadır. Kükürt dioksit suda ve vücut sıvısında yüksek oranda çözünen bir maddedir. Ortamda bir aerosol bulunması halinde; kükürt dioksit, aerosol ile birleşebilir, bunun sonucunda etkisi daha da artabilir. Aerosol kükürt dioksiti absorbe ederek solunum sistemine taşımaktadır. Daha sonra absorbe olmuş kükürt dioksit daha zararlı bir madde olan sülfürik aside dönüşmektedir. Eğer bu işlem dış ortamda olursa yani; atmosferin nemi ile birleşirse asit yağmurlarına neden olabilir. Kükürt dioksitin gazının aşağıda gösterilen reaksiyon sonucu sülfürik aside dönüşümü gösterilmektedir;

SO2+½O2→SO3

SO3 + H2O → H2SO4




Kükürtdioksit Ölçüm Yöntemleri

Kükürt oksitler (SOx) insan sağlığını ve çevreyi önemli ölçüde tehdit eden kirleticilerdir. Kükürt oksitler içerisinde en önemli payı ise; kükürt dioksit (SO2) oluşturmaktadır. Bu

gaz yanmayan renksiz bir gaz olup, 0,3-1 um derişimler de ağızda karakteristik bir tat bırakmakta 3 ppm ( milyonda bir

hacim)'in üstünde ise; boğucu bir his vermektedir. Fuel-Oil'in içerdiği kükürdün yanmasıyla önce SO2 oluşmakta ve sonradan bunun bir kısmı yanmadaki hava fazlalığına bağlı olarak SO3 'e dönüşmektedir.

Kükürtdioksit Ölçümleri

      İnfrared

      Elektro Kimyasal Sensörler

      GC

      FTIR

      Alev İyonizasyon Yöntemleriyle ölçülmektedir.




4 Mayıs 2020 Pazartesi

FOSFOR DÖNGÜSÜ VE ÖTROFİKASYON


Fosfor Döngüsü

Yaşam için gerekli önemli minerallerden biri fosfordur. Fosforun asıl kaynağı kayaçlardır. Fosfor kayaların yapısında fosfat olarak bulunur. Kayaların aşınması ve erozyon gibi süreçlerle fosfat ırmaklara ve akarsulara karışır ve buradan okyanuslara taşınır. Burada, diğer minerallerle birlikte depolanır. Milyonlarca yıl burada bekler. Kabuk çarpışmaları sırasında deniz tabanının bir kısmı yüzeye çıkar ve karasal yapı oluşturur. Kayaların yeniden aşınmaya başlamasıyla da tekrar döngüye katılır. Oldukça yavaş ilerleyen bu döngüde, karadan okyanuslara daha hızlı bir geçiş yaşanır. Fosforun yeniden karaya dönüşü, yüz binlerce yıl alır.

ÖTRÖFİK GÖL
Fosforun ekosistemlerdeki döngüsü daha hızlı ilerler. Tüm canlılar az miktarda fosfora gereksinim duyar. Fosfor, ATP, NADPH, fosfolipitler, nükleik asitler ve diğer organik bileşiklerin başlıca bileşenidir. Bitkiler, fosforun çözünüp iyonlaşmış formunu kullanırlar. Bunu öyle hızlı yaparlar ki, topraktaki fosfor miktarı birden bire olması gerekenin oldukça altına düşebilir. Otçul hayvanlar için fosforun tek kaynağı bitkilerdir. Etçil hayvanlar da, otçul hayvanları yiyerek fosfor gereksinimlerini karşılarlar. Hayvanlar, fosforun bir kısmını dışkı ve idrar yoluyla atarlar. Ölü canlıların çürümesiyle de bir kısım fosfor toprağa taşınır. Toprağa karışan fosfor, buradan yine bitkiler tarafından alınarak döngüye katılır.

1 Mayıs 2020 Cuma

OLMAZSA OLMAZ; “SU”



OLMAZSA OLMAZ; “SU”

İnsan hayatında var olan her şeyin önem sırası vardır. Hayatımızda bazı şeyler çok önemli bazı şeyler daha az önemli bazı şeyler ise “olmazsa olmaz” dediğimiz şeylerdir. Peki nedir insan hayatındaki olmazsa olmaz şeyler. Mesela oksijen olabilir mi? Ya da yiyecekler: meyveler, sebzeler, et ürünleri… Ya da eşimiz, dostumuz veya ailemiz mi? Ya da inançlarımız… Evet bunların hepsi doğru. Gerçekten olmazsa olmazlarımızdır bunlar. Bu düşündüklerimiz dışında öyle bir şey vardır ki aslında gerçekten olmazsa hayat olmaz, olmazsa az önce saydıklarımızın hiçbiri olmaz. İşte bu en önemli olmazsa olmazımız SU.



                    su döngüsü


            Evreni yaratan Rabb'imiz, tüm canlıların ihtiyacını karşılaması için suyu da yarattı ve onu kullanmamız için bizlere akıl ihsan etti. İnsanlar da bunun farkına vararak suyun önemini ve nasıl kullanması gerektiğini çok çabuk çözdü. Çünkü su olmazsa insan hayatı olamazdı. Daha tarihin ilk çağlarında inanlar yaşam alanlarını seçerken suyun olduğu yerleri aradılar. Nehirlerin, çayların kenarlarına yerleşim yeri kurdular. Göçebe yaşayanlar kullanabilecekleri su kaynaklarını aradılar. Biliyorlardı ki su olmadan yaşayamazlardı. Sadece insan kendi vücudunun içme suyu ihtiyacı için aramıyordu aslında suyu. Bir insan ne kadar su içebilirdi ki bir günde. 3 litre bilemedin 5 litre içebilir bir günde bir insan. Temizlik için, meyveler, sebzeler için, binek hayvanları için de şarttı hayatın olmazsa olmazı dediğimi su.
           

16 Nisan 2020 Perşembe

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNDE 5 TEMEL PROBLEM



5 Temel Problem;

          Üniversitelerin birçoğunda mühendislik fakültelerinde lisans programı olarak açılmış olan Çevre mühendisliği bölümlerinde binlerce öğrenci eğitim almaktadır. Aynı zamanda binlerce öğrenci de mezun olmuş bulunmaktadır. Büyük bir şevkle tercih edilen çevre mühendisliği bölümümüzün de bazı önemli sorunları bulunmaktadır. Okurken pek karşılaşmasak da artık meslek hayatının içine girdiğimiz zaman karşılaşacağımız sorunlar ve daha çok aslında mesleğe girme aşamasında karşılaşacağımız sorunlar mevcut. Bu yazımda sizlerle gerek kendi karşılaştığım, gerekse karşılaşanlardan dinlediğim bazı sorunlardan bahsedeceğim.

Arıtma Tesisi


 
1-      Kamuya Atanma Problemi: üniversiteyi bitiren herkesin günümüzde ilk hedefi her zaman kamu sektörü olmuştur. Kamu sektörünün rahatlığı ve bu sektörde alınan maaş herkesi cezbedecek niteliktedir. Fakat kamuya maalesef atama sayılarımız diğer birçok bölüme göre çok düşük sayılardadır. Esasında kamunun çevre mühendislerine ihtiyacı vardır, fakat ne sebepten ise bilinmez kamuya alımlarımız düşük sayılarda seyretmektedir. Kpss çalışarak kamuya atanmak isteyen değerli arkadaşlarımın asla ümitsizliğe kapılmamasını söylemek isterim ki şöyle de bir avantajımız var; alım sayısı daha fazla olan birçok bölüm öğrencilerinden daha düşük puanlar ile kamuya atanma şansımız da bulunmaktadır. Ümitsizlik yok çalışmaya devam…
 

5 Ekim 2019 Cumartesi

Küresel Isınma



KÜRESEL ISINMA


küresel ısınma
Dünyamız Kirleniyor
Gazete, dergi, televizyon, radyo gibi birçok yayın organından duyduğumuz Küresel Isınma konusunda bilgiye sahip miyiz? Nedir küresel ısınma, herkesin söylediği gibi tehlikeli, dünyamızın sonunu getiren bir olay mıdır biraz tartışalım.

Hava kirliliğinin dünyamıza ve insanlarımıza olan zararları tartışmasızdır elbette. Hava kirliliğinin temel sebeplerinden biri de küresel ısınmaya sebep olmasıdır. Küresel ısınma; atmosferde doğal olarak bulunan bazı gazların, doğal oranlarının artması olarak ifade edilebilir. Atmosferde doğal olarak bulunan karbondioksit, metan, ozon, kloroflorokarbonlar, diazotmonoksit gibi gazların artması küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Peki bu gazlar neden küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Doğal oranlarında atmosferde var olan bu gazlar güneşten gelen ışınların bir kısmını tutarak dünyamızı sıcaklık dengesini korumaktadır. Güneşten gelen ışınların tamamının yerküreye gelmesini engeller iken, yerküreye çarpıp tekrar atmosfere dönecek olan ışınların da dünyamızı terk etmesini yavaşlatmaktadır. İşte bu gazaları artışı yerküreye çarpıp yansıyan ışınları daha fazla tutmakta ve yerkürenin ısınmasına neden olmaktadır. Her geçen yıl bu gazlardaki artış küresel ısınmanın insanlara zararlarını da artırmaktadır. Küresel ısınma iklim değişikliğine sebep olmakta ve insanların yaşam şartlarının değişmesine dolaylı olarak sebep olmaktadır. Küresel ısınmanın oluşturduğu en büyük tehlike iklim değişikliğidir. Dünyamızda her geçen gün değişen iklim insanları olumsuz etkilemeye devam ediyor.

küresel ısınma
Eriyen Buzullar


Küresel ısınma kavramının hayatımıza ne zaman ve ne için girdiğini düşünürsek, karşımıza ilk olarak sanayileşme ve insan konforu için geliştirilen teknolojiler karşımıza çıkar. Sanayi inkılabının dünyamıza girmesi ile gerçekleşen sanayi ilerlemeleri küresel ısınmanın en temel sebeplerinden birisidir. Sanayileşmenin artması sonucu meydana çıkan sera gazları atmosferde çoğalmış ve küresel ısınmaya sebep olmuştur. Ayrıca insan konforu için gelişen teknoloji de sera gazlarındaki artışın diğer bir sebebidir. Fosil yakıtların kullanımı sonucunda da yoğun miktarda sera gazı atmosfere karışmaktadır. Gelişen teknolojiler, ilerleyen sanayi, fabrika artışlarının yanında bir de ormanların azalması söz konusudur. Atmosferin oksijen kaynağı olan ormanların yeryüzündeki oranının düşmesi de sera gazlarının etkisinin daha fazla hissedilmesinin sebeplerindendir.

sanayi
Sanayi ve hava kirliliği
Küresel ısınmanın önlenmesine karşı bazı uluslararası çalışmalar olmasına rağmen yeterli derecede önemli çalışma yapıldığını düşünmüyorum. Dünyanın sanayi devi olan ülkeler, teknoloji fabrikaları ile dolu olan ülkeler asla küresel ısınmaya karşı birleşip önlem almak için uğraşmazlar. Maddi kaygıları her zaman çevresel kaygılarının önüne geçmiştir.
İlerleyen yüzyıllarda değişen iklim umarız her geçen gün kötüye giden insan yaşam alanlarını daha da olumsuz etkilemez. İnanıyorum ki insanlığımız ilahi olarak da korunan bu dünyanın daha fazla çivisini çıkarmazlar…




14 Temmuz 2019 Pazar

Ve Sen Kuş Olur Gidersin

Ve Sen Kuş Olur Gidersin

tarık tufan
Dili oldukça sade ve akıcı bir kitap. Bir solukta okunabilecek bir kitap olduğunu belirterek başlamak istiyorum okuma fırsatı bulduğum bu kitabın yorumuna. Sıkıcı olduğunu düşünerek okumaya başlamıştım. Sayfalar ilerledikçe yanıldığımı fark ettim. Kitabın akıcılığını ve anlatımın sadeliğini sayfalar geçtikçe fark ettim. Birçok aforizmanın olduğu kitabın önsözünde Tarık Tufan şu sözlerle karşılıyor okuyanlarını: ' Önceden söyleyebilecek bir sözüm yok... Söylenmesi gereken ne varsa söylemeye çalıştım. bu benim gibi biri için çok kolay değil. Bir çırpıda anlatmaya çalıştım her şeyi. durup düşünürsem anlatmaktan vazgeçebilirdim. Bazı şeyleri anlatmaktan ötürü de pişman olacağımın farkındayım. İnsan, duyguların apaçık bir biçimde başkalarınca bilinmesini istemez sonuçta. Bir öykü kahramanı omanın rahatlığına bırakıyorum kendimi.'
tarık tufan


Tarık TUFAN' bir öykü kahramanı olmanın rahatlığına bırakarak oluşturduğu bu uzun hikayede, her şey çok güzel iken zamanla kötüye ilerleyişi ve sonrasında tekrar baharın geldiğini işliyor. Hayat bu, zaten böyle değil midir her zaman? Ne hep kış ne de hep bahar. Her baharın arkasında gizlenmiş bir çığ kütlesi, her çığ kütlesini eriten kor bir güneş yok mudur zaten? Yazar hikayesinde kahramanın dram dolu hayatını güzel günlere kavuşturarak sonlandırıyor. Kahraman kuş kafesleri yapan bir ustanın yanında çırak olarak işe girer ve kendi yaşamındaki zorlukları hatırlayarak kafeslerde kuşların kaçabileceği bir yol bırakır. Kimi yerlerinde gözlerinizin yaşaracağı bu eseri okumak eminim ki herkese bir şeyler katacaktır kendi hayatınızdan kesitler bulamasanız bile.

'Susuyor Olmam, Acı Çekmediğim Anlamına Gelmez.' cümlesi ile bitiyor kitap.






tarık tufan


'Bil ki ey sevgili!
Ben seni aklımdan hiç çıkarmadım;
ben sadece aklımı çıkardım.
Ve böyle bilsin bütün dünya,
ben aklımı senin ramına değil,
senin uğruna senden çıkardım.

Dücane Cündioğlu


7 Mayıs 2019 Salı

IŞIK HIZI


Işık hızı nedir?

Fiziğin en temel birimlerinden biri olan “ışık hızı” (c)  bilim adamları tarafından son olarak 1983 yılında 299.792.458 m/sn olarak ölçüldü. Yani ışık hızında saniyede 299.792.458 metrelik bir mesafe yol alınır (Yaklaşık olarak saniyede 300.000 km).

Güneş ışığı dünyamıza 8,3 dk’da ulaşmaktadır. Bu demek oluyor ki Güneşe baktığımızda biz Güneşin 8,3 dk önceki halini görüyoruz.

Bunu şöyle açıklayabiliriz: Görme eylemi odaklandığımız cisimden yansıyan ışınların göz merceğimize düşmesi ile gerçekleştiğinden o an baktığımız cisim ile aramızdaki mesafe ışık hızı ile alınarak gözümüze ulaşır. Bu mesafe ışık hızı ile ne kadar sürede alınıyorsa biz o cismin o kadar süre önceki halini görüyor oluruz.

Mesafe (x) = Hız (V) × Zaman (t)    Formülü ile bu kolaylıkla anlaşılabilir.

Güneş ile Dünya arasındaki uzaklık yaklaşık 150.000.000 km’dir. (x=150.000.000 km)

Işık hızı ise yaklaşık 300.000 km/sn  (V=300.000 km/sn)

150.000.000 km = 300.000 km/sn × Zaman (t)     

Buradan: Zaman (t) = 500 sn yani 8,3 dk çıkmaktadır.

Işık Hızına Ulaşmak Mümkün Mü?

İsviçre CERN Nükleer Araştırma Merkezi
Işık hızına ulaşmak için öncelikle sürtünmelerin olmadığı bir boşluk olmalıdır. Çünkü ortam yoğunluğu ne kadar artarsa ışık hızı o kadar düşecektir. Işık hızına ulaşmak şuan için mümkün görülmemekte. Bunun üzerine İsviçre’de kurulan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) 100 km çaplı parçacık hızlandırıcı düzeneği ile  parçacıkları ışık hızına ulaştırmaya çalışmaktadır. Bu çalışmalarda ışık hızına çok yaklaşılmıştır.

Einstein’ın ünlü teoremine göre E=mc2 formülünde kütlesi olan hiçbir şeyin ışık hızına ulaşamayacağını göstermektedir.

E: Enerji
m: Kütle
c: Işık Hızı Sabiti

Farklı bir konu olan Einstein'in 1905 yılında Nobel Ödülü kazandığı Özel Görelilik Kuramı (İzafiyet Teorisi) da bu formülle açıklamaktadır. Özel Görelilik Kuramı, uzaklığın ve zamanın gözlemciye bağlı olarak değişebileceğini ifade etmektedir. Yani uzay ve zaman gözlemciye bağlı olarak farklı algılanabilir.

18 Nisan 2019 Perşembe

Alüminyum Üretimi



Alüminyum Üretimi ve Atıkları

Saf alüminyum, hafif mavimsi beyaz bir metaldir ve Al ile sembolize edilmektedir.
Alüminyum üretim miktarı açısından demirden sonra ikinci sırayı alır. Alüminyum, hafifliği, kolay işlenebilirliği, iletken olması, sağlamlığı ve korozyondan etkilenmemesi gibi diğer metallere göre sahip olduğu avantajlar sebebiyle pek çok alanda tercih edilen bir metaldir. Saf olarak kullanıldığı gibi, alaşım olarak da kullanılabilmektedir. Sıcak çekilmeyi azaltmak, korozyona olan direnci, akışkanlığı, işlenebilme ve kaynak edilebilme özelliklerini arttırmak amacı ile alüminyuma çok fazla alaşım elementleri eklenebilmektedir.

Kullanım Alanları ve Önemi

Alüminyum metali çok genç bir metal olmasına karşın günlük hayatımızın her alanına girmiştir. Alüminyum, esnek, çok yönlü ve yeniden değerlendirilebilme yeteneğinden ötürü enerji tüketen değil enerji depolayan bir metaldir. Bu özellikleri işlevselliği, ekonomikliği ve kolay işlenebilirliği ile kombine edildiğinde bugün ve gelecek için birçok ürünün alüminyum metalinden ve alüminyum alaşımlarından üretilmesi mümkündür.
Bununla birlikte çevre açısından bakıldığında hafifliği nedeni ile başka taşımacılık olmak üzere birçok endüstriyel uygulamada enerji tüketiminin azalmasına yol açar. Enerji tüketiminin azalması, aynı zamanda enerji üretim süreçlerinde oluşan CO2 salınımında azalması anlamına gelir.


Cüruf Oluşum Süreci

Alüminyum, mühendisler kadar tasarımcıların da gözdesi olan bir metaldir. Bununla birlikte düzgün, estetik ve zarif görünüşü ile cep telefonları ve bilgisayarlar da dâhil olmak üzere birçok ürün için aranan bir malzeme olmaktadır.

11 Nisan 2019 Perşembe

Mesleklerin iş Bulma Oranları


     Mesleklerin İş Bulma Oranları


Ülkemizde ve dünyada lise eğitimini tamamlayan insanlar meslek edinmek amacıyla arklı alanlarda kendilerini geliştirmeye başlarlar. Meslek edinmek için açılan eğitim kurumlarının başında üniversiteler gelmektedir. Üniversitelerde okutulan bölümlerde mezun olunca insanlar farklı alanlarda uzmanlaşarak sosyal hayatta iş ararlar. Fakat üniversitelerde okutulan her bölümden mezun olan insanlar hemen iş bulamayabilir..

İşte İş Bulma Oranı En Yüksek olan Meslekler;

1- Veteriner Hekimlik; Ülkemizde çok fazla talep edilen bir bölüm olmasa da Veteriner Hekimlik iş bulma açısından son derece kolay bölümlerden birisidir. Hayvanlarla ilgilenmeyi seven gençlerin tercih etmelerinde fayda olduğunu düşünüyorum, zira yapılan araştırmalara göre ülkemizde veteriner fakültesinden mezun olanların yüzde 80,1'i iş bulmuştur ve bu çok önemli bir orandır. Beş yıl eğitim veren veteriner fakültesinin okumak belki biraz zor ama okuduktan sonra iş bulma oranı oldukça yüksek.

2- Mühendislik : Üniversitelerin hemen hemen hepsinde mühendislik fakülteleri ve bunların farklı bölümleri mevcuttur. Mühendislik fakültesini bitirince mühendis olmak her gencin hayali olabilir ama her isteyen hemen mühendis olamayabilir. İstihdam açısından büyük  yüzde 79'luk bir istihdam oranına sahip olan mühendislik sektörünün bazı bölümleri ülkemizde gereken değeri görmemektedir. Genel olarak bakıldığında bu sektörün istihdam oranı da çok yüksektir.

3- Sağlık Hizmetleri; Vazgeçilmez bir sektör olan sağlık sektörüne hizmet eden yüz binlerce insan var. Son yıllarda ülkemizin atılım yaptığı sağlık sektörü her geçen yıl hızla büyümekte ve bu büyümeye bağlı olarak istihdam oranını artırmaktadır. Ülkemizde yüzde 75,4'lük bir istihdam oranına sahip olan sağlık hizmetleri sektöründe çalışmak isteyen insan sayısı da azımsanmayacak derecededir.  
İstihdam


4- Hukuk; insanların huzur ve sükun içindende yaşamaları için gerekli olan hukuk sistemini yürütme işi hukukçulara düşmektedir. Yüzde 74,4 lük istihdam oranına sahip olan bu sektörün önceleri ise avukatlıktır. Hakim, savcı, avukat gibi unvanlara sahip olan hukukçular ülkemizde yoğun şekilde çalışmakta ve iş bulmakta çok fazla güçlük çekmemektedirler.